Ermak Makine, Mısır’ın önemli yapı ve inşaat sektörü organizasyonlarından ...
Yeni bir parke taşı üretim tesisi kurarken veya mevcut üretim kapasitesini artırırken en önemli kararlardan biri doğru parke taşı üretim makinesini seçmektir.
Ancak doğru makine her zaman en yüksek kapasiteye sahip veya en fazla otomasyon içeren model değildir.
Başarılı bir yatırımda makinenin;
pazarın gerçek ihtiyacına, üretilecek ürünlere, vardiya düzenine, personel yapısına ve gelecekteki büyüme planlarına uygun olması gerekir.
Bu nedenle parke taşı makinesi seçerken ilk soru:
“Bu makine saatte kaç metrekare üretir?”
olmamalıdır.
Daha doğru soru şudur:
“Bizim işletmemiz için hangi üretim kapasitesi ve otomasyon seviyesi en verimli sonucu verir?”
Parke taşı üretiminde uzun vadeli verimlilik, yüksek katalog kapasitesinden çok doğru boyutlandırılmış bir üretim hattına bağlıdır.
Makine araştırmasına başlamadan önce tesisin ne üretmek istediği netleştirilmelidir.
Standart kilitli parke taşı üreten bir işletmeyle;
dekoratif parke, renkli parke, çim taşı, bordür ve farklı beton ürünlerini aynı tesiste üretecek işletmenin ihtiyaçları aynı değildir.
Ürün çeşitliliği arttıkça;
kalıp sayısı, üretim planı, beton hazırlama sistemi ve otomasyon ihtiyacı da değişir.
Bu nedenle makine seçiminden önce satış planı hazırlanması oldukça faydalıdır.
Örneğin işletme başlangıçta yalnızca birkaç standart ürüne yoğunlaşacaksa daha sade bir üretim konfigürasyonu yeterli olabilir.
Ancak ilerleyen dönemde farklı parke modelleri ve beton ürünleri üretilecekse makinenin bu büyümeye uygun olması avantaj sağlar.
Parke taşı üretiminde kapasite genellikle vardiya veya saat başına üretilen metrekare üzerinden değerlendirilir.
Yüksek kapasite ilk bakışta her zaman avantajlı görünür.
Ancak üretim kapasitesinin satış kapasitesinden çok daha yüksek olması yatırımın verimli kullanılmamasına neden olabilir.
Örneğin bölgesel pazarınız günlük yaklaşık 800 m² parke taşı satabiliyorsa günlük birkaç bin metrekare üretim kapasitesine sahip çok büyük bir tesis başlangıç döneminde gereksiz yatırım oluşturabilir.
Çünkü büyük kapasite yalnızca daha büyük ana makine anlamına gelmez.
Aynı zamanda daha fazla:
gerektirir.
Bu nedenle kapasite belirlenirken mevcut pazar ile gelecek birkaç yıllık büyüme hedefi birlikte düşünülmelidir.
Makine kataloglarında verilen üretim değerleri makine karşılaştırması için faydalıdır.
Ancak günlük üretim planı hazırlanırken gerçek çalışma şartları da hesaba katılmalıdır.
Bir vardiyada;
kalıp değişimi, temizlik, beton hazırlama, ürün kontrolü ve kısa üretim duruşları yaşanabilir.
Bu nedenle örneğin teorik olarak 1.500 m² üretim kapasitesine sahip bir sistemin her gün tam olarak 1.500 m² satılabilir ürün çıkaracağı varsayılmamalıdır.
Yatırım planında daha önemli olan rakam:
net satılabilir üretim kapasitesidir.
Yani fabrikanın vardiya sonunda gerçekten satışa hazır kaç metrekare kaliteli ürün elde ettiği dikkate alınmalıdır.
Her parke taşı aynı üretim kapasitesine sahip değildir.
Ürünün;
boyutu, kalınlığı ve geometrisi kalıp içerisinde bir çevrimde kaç ürün üretileceğini etkiler.
Örneğin küçük ebatlı parke taşından bir kalıp içerisinde daha fazla ürün yer alabilirken büyük ürünlerde aynı palet alanına daha az ürün sığabilir.
Bu nedenle:
“Makine kaç adet üretir?”
sorusundan ziyade:
“Üretmek istediğimiz ürün için kaç metrekare üretir?”
sorusu daha anlamlıdır.
Özellikle farklı ürünleri karşılaştırırken kapasiteyi yalnızca adet üzerinden değerlendirmek yanıltıcı olabilir.
Parke taşı üretim tesislerinde otomasyon yalnızca ana makinenin otomatik çalışması anlamına gelmez.
Otomasyon;
beton hazırlamadan ürün taşımasına, kürleme sürecinden istifleme ve paketlemeye kadar üretimin farklı noktalarında kullanılabilir.
Daha düşük otomasyon seviyelerinde bazı işlemler personel tarafından gerçekleştirilirken daha gelişmiş sistemlerde ürün ve palet hareketleri otomatik olarak yönetilebilir.
Bu nedenle iki makinenin ikisi de “otomatik” olarak tanımlansa bile tesisin gerçek otomasyon seviyesi farklı olabilir.
Yatırımcıların yalnızca:
“Makine tam otomatik mi?”
diye sorması yeterli değildir.
Bunun yerine hangi işlemlerin otomatik gerçekleştirildiği öğrenilmelidir.
Bu sorunun bütün işletmeler için geçerli tek bir cevabı yoktur.
Daha sınırlı üretim hedefi olan ve işçilik maliyetlerinin düşük olduğu tesislerde daha sade bir otomasyon sistemi ekonomik olabilir.
Yüksek kapasiteli ve birden fazla vardiya çalışan tesislerde ise manuel operasyonların fazla olması üretim hızını sınırlandırabilir.
Tam otomasyona yaklaşıldıkça personelin sürekli ürün veya palet taşıması azalır ve üretim daha düzenli hale gelebilir.
Ancak otomasyon seviyesi arttığında ilk yatırım maliyeti de yükselir.
Bu nedenle karar verirken yalnızca makine fiyatına değil;
yatırım maliyeti + personel ihtiyacı + üretim kapasitesi
birlikte değerlendirilmelidir.
Parke taşı üretiminde otomasyonun önemli avantajlarından biri tekrarlanan fiziksel operasyonların azaltılmasıdır.
Özellikle yüksek kapasiteli tesislerde üretim boyunca sürekli:
palet taşıma, ürün aktarma ve istifleme işlemleri yapılır.
Bu operasyonların manuel yapılması daha fazla personel gerektirebilir.
Otomasyon arttıkça personelin görevi taşıma yapmaktan çok:
kayabilir.
Ancak otomasyon hiçbir zaman tamamen personele ihtiyaç olmadığı anlamına gelmez.
Modern tesislerde teknik bilgiye sahip operatör ve bakım personelinin önemi devam eder.
Doğru kullanıldığında etkileyebilir.
Parke taşı üretiminde ürün kalitesinin her vardiyada benzer olması önemlidir.
Operatörlerin sürekli manuel ayar yaptığı sistemlerde vardiyalar arasında farklılıklar oluşabilir.
Otomasyon sayesinde belirli ürünlere ait üretim ayarlarının daha düzenli uygulanması mümkün olabilir.
Bu durum özellikle sık üretilen ürünlerde kalite standardının korunmasına yardımcı olur.
Ancak otomasyon tek başına kaliteli parke taşı üretmez.
Beton reçetesi, kalıp, hammadde, vibrasyon ve kürleme gibi diğer üretim aşamalarının da doğru yönetilmesi gerekir.
Parke taşı tesislerinde genellikle tek ürün üretilmez.
Bugün klasik kilit taşı üretilirken ertesi gün farklı bir parke modeli veya bordür üretilebilir.
Her ürün değişiminde kalıp değişimi gerekebilir.
Kalıp değişiminin uzun sürmesi gün içerisinde kullanılabilir üretim zamanını azaltır.
Bu nedenle çok ürünlü tesislerde makinenin kalıp değiştirme kolaylığı önemli bir seçim kriteridir.
Özellikle farklı müşterilere küçük ve orta ölçekli siparişler üreten işletmelerde ürün değiştirme hızı kapasite kadar önemli hale gelebilir.
Yüksek kapasiteli parke makinesinin yeterli betonu zamanında alamaması ciddi kapasite kaybına neden olur.
Ana makine beton beklerken üretim yapılamaz.
Bu nedenle beton santrali ve mikser kapasitesi makinenin ihtiyacına göre belirlenmelidir.
Burada önemli olan:
tek seferde ne kadar beton karıştırıldığı değil, üretim boyunca makineye kesintisiz ne kadar beton sağlanabildiğidir.
Bu nedenle parke taşı tesisi planlanırken ana makine, beton hazırlama sistemi ve mikser birbirinden ayrı ekipmanlar olarak değil aynı üretim hattının parçaları olarak değerlendirilmelidir.
Üretilecek parke türü otomasyon ve tesis yapısını doğrudan etkileyebilir.
Standart tek katmanlı ürünlerde daha basit bir beton hazırlama sistemi yeterli olabilir.
Renkli veya özel yüzeyli çift katmanlı parke taşlarında ise ana gövde betonunun yanında yüzey betonu hazırlanması gerekebilir.
Bu durumda ikinci mikser, pigment sistemi veya farklı beton besleme ekipmanları gündeme gelebilir.
Bu nedenle makine seçerken gelecekte renkli ve dekoratif ürün üretme ihtimali de düşünülmelidir.
Başlangıçta ihtiyaç duyulmayan ancak ileride kullanılacak ekipmanların sisteme sonradan eklenebilmesi yatırımcıya esneklik sağlayabilir.
Üretim paleti makinenin bir çevrimde kullanabileceği çalışma alanını belirleyen unsurlardan biridir.
Daha büyük paletlerde ürün geometrisine bağlı olarak daha fazla parke taşı üretilebilir.
Ancak büyük palet yalnızca daha yüksek kapasite anlamına gelmez.
Daha büyük sistemlerde:
kalıplar, taşıma sistemleri ve palet dolaşımı da buna göre planlanmalıdır.
Bu nedenle palet ölçüsünü tek başına makine kalitesinin göstergesi olarak değerlendirmek doğru olmaz.
Palet boyutu hedeflenen üretim kapasitesi ve ürün çeşitliliğiyle birlikte düşünülmelidir.
Parke taşı makineden çıktığında henüz nihai dayanımına ulaşmamıştır.
Ürünler belirli süre kontrollü şekilde kürlenmelidir.
Eğer makine saatte 100 üretim paleti çıkarıyor ancak kürleme sistemi yalnızca 70 paleti kabul edebiliyorsa kısa süre sonra üretim yavaşlamak zorunda kalacaktır.
Bu nedenle yatırım planında:
ana makine kapasitesi = tesis kapasitesi
olarak düşünülmemelidir.
Gerçek tesis kapasitesini en yavaş çalışan bölüm belirler.
Beton santrali, makine, kürleme ve paketleme arasında kapasite dengesi kurulmalıdır.
Parke üretildikten ve kürlendikten sonra ürünlerin istiflenmesi, ticari paletlere alınması ve sevkiyata hazırlanması gerekir.
Yüksek kapasiteli bir makine kullanılırken bu işlemler tamamen manuel bırakılırsa kuru tarafta ürün birikmesi oluşabilir.
Bu nedenle üretim kapasitesi yükseldikçe paketleme sisteminin de aynı oranda değerlendirilmesi gerekir.
Tesiste amaç yalnızca ürün üretmek değil:
ürünü satışa ve sevkiyata hazır hale getirmektir.
Bazen yatırımcı önce makine satın alır, daha sonra makineyi mevcut fabrikaya yerleştirmeye çalışır.
Daha sağlıklı yöntem bunun tersidir.
Makine seçimi yapılırken:
mevcut alan, hammadde akışı, kürleme alanı, mamul stok alanı ve araç hareketleri birlikte düşünülmelidir.
İyi planlanan bir fabrikada üretim mümkün olduğunca şu yönde ilerler:
Hammadde → Beton hazırlama → Üretim → Kürleme → Paketleme → Stok → Sevkiyat
Ürünlerin sürekli ileri geri taşınması forklift, personel ve zaman maliyetini artırabilir.
Parke taşı üretim makinesi seçiminde bu iki kriter birbirinden ayrı düşünülemez.
Düşük kapasiteli bir tesiste çok yüksek otomasyon gereksiz yatırım oluşturabilir.
Yüksek kapasiteli bir tesiste ise düşük otomasyon seviyesi işçilik ve ürün taşıma süreçlerinin darboğaz oluşturmasına neden olabilir.
Basit bir karşılaştırma şu şekilde yapılabilir:
| Tesis Profili | Uygun Yaklaşım |
|---|---|
| Düşük / orta kapasite | Kontrollü otomasyon, daha sade hat |
| Çok ürünlü orta kapasite | Hızlı ürün değişimi ve esnek otomasyon |
| Yüksek kapasite | Yüksek otomasyon ve dengeli komple hat |
| Yüksek işçilik maliyetli pazar | Otomasyona daha fazla ağırlık |
| Yeni yatırım / sınırlı pazar | Büyümeye açık ancak aşırı büyük olmayan sistem |
Bu tablo kesin bir makine önerisi değildir ancak yatırım yaklaşımını belirlemek açısından faydalıdır.
İki farklı makine arasında satın alma fiyatı farkı bulunabilir.
Ancak uzun vadede gerçek maliyeti belirleyen unsurlar arasında:
enerji, personel, bakım, fire ve üretim duruşları da vardır.
Daha ucuz bir sistem daha fazla personel gerektiriyor veya üretimde sık duruyorsa uzun vadede daha pahalı hale gelebilir.
Bu nedenle yatırımcı için en faydalı karşılaştırma:
toplam sahip olma maliyeti
üzerinden yapılmalıdır.
Makineyi yalnızca bugün satın almak için değil, yıllarca üretimde kullanmak için seçtiğimizi unutmamak gerekir.
Yeni tesislerde başlangıç kapasitesinin üzerinde bir miktar büyüme payı bırakmak genellikle faydalıdır.
Ancak bunun anlamı ilk günden gereğinden birkaç kat büyük bir makine almak değildir.
Daha sağlıklı yaklaşım:
bugünkü talebi karşılayan ancak pazar büyüdüğünde üretimin artırılmasına olanak sağlayan sistem seçmektir.
Örneğin gelecekte:
planlanabilir.
Bu esneklik yatırımın kullanım ömrünü artırır.
Ermak Makine, farklı üretim kapasitesi ve tesis yapılarına yönelik beton blok, parke taşı ve bordür üretim makineleri geliştirmektedir.
Burada yatırım açısından önemli olan yalnızca ana makine modeli değildir.
Üretilecek ürün, günlük hedef, otomasyon beklentisi ve tesisin genel yapısı birlikte değerlendirilerek doğru konfigürasyon belirlenmelidir.
Daha küçük ölçekli bir üretim tesisi ile yüksek kapasiteli ve tam otomasyona yakın çalışan bir tesis için aynı sistemin önerilmesi doğru olmaz.
Bu nedenle makine seçiminin proje bazlı yapılması, gereksiz yatırımın önüne geçerken gelecekte kapasite artırımı için de daha doğru bir altyapı oluşturabilir.
Parke taşı üretim makinesi seçiminde tek bir teknik özellik üzerinden karar vermek yerine genel işletme yapısına bakılmalıdır.
Karar aşamasında özellikle şu başlıklar birlikte değerlendirilmelidir:
Bunların tamamı netleştirildiğinde hangi kapasite sınıfının uygun olduğu çok daha kolay belirlenebilir.
Makine seçiminin temel hedefi mümkün olan en yüksek teorik kapasiteyi satın almak değil;
yatırım maliyeti, üretim kapasitesi ve işletme giderleri arasında en doğru dengeyi kurmaktır.
Parke taşı üretiminde uzun vadede başarılı tesisler genellikle yalnızca hızlı makinelere değil, iyi planlanmış ve birbirine uyumlu üretim hatlarına sahiptir.
Öncelikle günlük satış hedefi, çalışma vardiyası ve üretilecek ürün çeşitleri belirlenmelidir. Ardından gelecekteki makul büyüme payı eklenerek uygun kapasite sınıfı seçilebilir.
Hayır. Pazarın kullanamayacağı kapasite gereksiz yatırım oluşturabilir. En uygun makine, satış hedefini karşılayan ve gelecekte kontrollü büyümeye izin veren sistemdir.
Yüksek üretim kapasitesinde ve işçilik maliyetlerinin yüksek olduğu pazarlarda önemli avantaj sağlayabilir. Ancak düşük hacimli tesislerde çok yüksek otomasyonun geri ödeme süresi daha uzun olabilir.
Ana makine kontrolünün yanında beton hazırlama, ürün taşıma, palet dolaşımı, kürleme, istifleme ve paketleme gibi bölümlerde de otomasyon kullanılabilir.
Uygun kalıplar ve makine özellikleri bulunduğunda farklı parke modelleri ve bazı diğer beton ürünleri üretilebilir. Çok ürünlü tesislerde kalıp değişim süresi özellikle önem kazanır.
Çift katmanlı veya özel yüzeyli renkli parke üretiminde ikinci beton karışımı ve pigment sistemi gibi ek ekipmanlar gerekebilir. Bu nedenle yatırım aşamasında gelecekteki ürün portföyü düşünülmelidir.
Santral ve mikser ana makinenin ihtiyacından daha yavaş çalışırsa makine beton bekler ve gerçek üretim kapasitesi düşer.
Evet. Üretilen yaş ürünler için yeterli kürleme kapasitesi bulunmazsa üretim hattı kısa süre içerisinde yavaşlamak zorunda kalır.
Makine kapasitesi, palet ölçüsü, otomasyon seviyesi, kullanılacak kalıplar ve üretim hattına dahil edilen yardımcı sistemlere göre fiyat önemli ölçüde değişebilir.
Tek bir kriter yerine kapasite, otomasyon, ürün çeşitliliği ve toplam yatırım maliyetinin birbirine uygun olması en önemli noktadır.